Tuesday, July 25, 2006

Fruit Capital of The World

Bu Hindi'lerin en sevdigim yani, adi, tadini duymadigim meyveler yetistiriyorlar. Sunus, yeme bicimleri azicik garip ama arada oyle guzelleri varki yirmi tane dandik olani denemeye degiyor.

Resimi Microsoft kafeteryada cektim. Elemanin adi Serif. Once yalnizca meyveleri cekicektim, baktim cocuk hazirlandi, kepini giydi, gulumsuyor. Hadi dedim senide alalim fotograf karemize. Poz vermeye merakli olduklarini yazmistim daha once. :)

Oncelikle o tepede ve asagidaki sirada kavun gibi gozuken seylerin adi Papaya. Ici pembe, kirmizi renkteydi benim yediklerimin. Tadi daha cok seftaliyle, karpuz karisimi hos birsey. Onlarin hemen yaninda suyunu cikarmak icin ozel yetistirilen Mango'lar var. Resmin tam ordasinda, patates gibi gozuken seylerde Gova. Ne yazik bu galiba meyvenin Hintcedeki adi galiba. Dolayisiyla Ingilizce kaynak bulamiyorum. Ici kahve rengi ve tadini hurmaya benzettim. Ac parantez hurmayi sevmem cok tatli oldugu icin, ama bu meyve daha hafif, sevdim. Kapa parantez.

Son olarak resimdeki bilardo topu buyuklugunde gozuken yesil seylerde Chiru. Tadini birseye benzetemedim. Bu meyveler hakkinda bilgi aldigim Hindi, uzerine karabiberde dokturdu, oyle yenirmis, sonuc iyicene igrenc oldu. Ayni damak tadini paylasmiyoruz bu arkadaslarla. Posted by Picasa

Mango Lassi Rocks, Blogger Sucks

Tam iki sayfa oturdum yazdim gunlugumu. Aptal blogger kaybetti gozumun onunde. Dangalak Google, yaptigin bir urunde beta olmasin duzgun calissin. Saticam tum GOOG hisselerimi, batiricam sirketi. :)

Neyse bari, dillere destan Mango Lassimi yaziyim. Resmin kuzey ucuna bakarsaniz, bardakta ki sari sey Mango Lassi, bir baska deyisle yogurt ve Mango'nun muhtesem evliligi. Bir icecek bu kadar mi guzel. Anlatilmaz, tadilir. Dolayisiyla ahcimdan aldigim tarfini yazayim, evde denersiniz. Eger begenirseniz, Cennet Vatan'daki arkadaslarim doguya dogru, Amerika'daki arkadaslarim batiya dogru bardaginizi kaldirin, bende icmis kadar olurum..

Malzemeler
1 Mango
1 Bardak tam yagli sut
1/2 Bardak yogurt
2 Kasik seker
1 Bardak su

Yapilisi
Mango'yu kusbasi buyuklugunde dograyalim ve blenderin icine diger malzemelerle birlikte koyalim. Yaklasik iki uc dakika sonra, karisim pure kivamina gelip, kopuklenicektir. O asamada blenderdan alip, buzdolabinda sogutalim. Soguduktan sonra Mango Lassi hazirdir, afiyet olsun. Posted by Picasa

South Hindu Cusine

Ilk aksam yemegi fotografimi yanda goruyorusunuz. Yemekleri olusturan parcalar parti parti geldigi ve ben dogustan ac bir insan oldugum icin iki Curry'yi sanal anlaticam.

Sunumdan baslarsak, tabak, canak hersey gumustu. Tepsideki yesil seyde muz yapragi. Biraz spekulasyon olucak ama galiba, bu Hindiler tabak yikamamak icin yapraklarin uzerine yemegi icat etmisler. Zaten herseyi elleriyle yedikleri icin, catil kasik derdide yok. Dolayisiyla Beko'nun bu memlekette bulasik makinesi zor satar.

Tabagin saat 12 yonunde, adini unuttum, tavuk sote tadinda birsey var. Biraz Amerika'lilar gibi konusucam ama "It takes like chicken.." Safkan Amerikalilar, ne yerlerse yesinler aldiklari tadi tavuga benzetirler. Ne yazik ki bende ayni durumdayim bu memlekette. Cunku, Hindistan mutfagindaki yemeklerin hepsi birbirine benziyor. Sabah, aksam ayni seyleri yiyorum sanki.

Onun hemen sancaginda Appam adli otobur Hindi yemegi var. Ac parantez adamlar cok enteresan, bazilari vejeteryan, bazilari degil, bazilari bazen vejeteryan, bazen degil, kafalarina gore takiliyorlar. Kapa parantez. Bu Appam haslanmis brokoli ve mantarlardan olusuyor. Ben begenmedim acikcasi. "Tates like chicken" daha guzeldi.

Onlarin hemen altinda, unu almis yurumus, bizim Redmond koyune kadar gelmis Kuzu Biryani var. Bildigimiz etli pilavin kuzulu versiyonu. Benim sansima et yerine kemik geldigi icin, safranli pilaviyla yetinmek zorunda kaldim.

Flas patlayinca beyaz yagli boya gibi cikan nesne feslegen yaprakli cacik. Ben cacik niyetine yedim, gayet guzeldi. Genelde yemekler acili Adana oldugu icin, yogurt iyi gidiyor.

Ekmek Hindistan mutfaginin en onemli unsurlarindan biri cunku bu adamlarin kasik, catal kullanma diye bir aliskanliklari yok. Dolayisiyla her yemekte uc dort cesit bazlama bulmak mumkun. Resimdeki de onlardan biri.

Son olarak sol cenahta, koriler gorulmekte. Alt bastan, basliyarak, naneli, fasulyeli, zencefilli, sanal biberli, ve sanal hindistan cevizlisi var. Ozellikle sanallari cok sevdim, oyuzden resme katilamadilar ne yazik.

Sonucta mide ve motor aksami saglam ucuncu gunumuzunde sonuna geldik. Yarinki monude fantastik meyveler ve taptigim icecek Mango Lassi var. Posted by Picasa

Sunday, July 23, 2006

Hyderabad - Golconda Fort

Simdi Golconda kalesinin icindeyiz. Milattan sonra 13. yuzyilda yapilmis bu kale icindeki sehir. Hintce'deki anlami Coban tepesi ve ic ice gecmis surlardan, yapilardan olusuyor.

Sagda kirmizi harflerle yazilmis "Way Up" yazisini takip edince, 400 basamakta tepedeki minarelerin oraya cikiliyor.

Hava zaten nemli ve sicakti, ustune birde dandik megafonlardan garip Hint muzikleri dinlemek, 400 basamak cikarken iskenceydi dogrusu. Sonucta manzara olarak, gecekondu kent Hyderabad'i gordum.
Yuruyus sirasinda enteresan tiplerle karsilastim. Ilki beni takip eden turist rehberi oldu. Adam "hayir" lafini anlama ozurlu. Istemiyorum rehber git basimdan diyorum gitmiyor. En sonunda herfi yok sayip yoluma devam ettim, pesimi birakti.

Ikincisi 400 basamagi ben zor cikiyorum sirf kendimi tasiyarak, yanimdan Sariler icinde iki kadin gecti. Digerlerinden farkli olarak kafalarinin ustunde tutsu kavanozlari tasiyorlardi. Resimlerini cekicektim, ama simdi dinsel toren sirasinda yanlis anlarlar diye cekindim acikcasi.

Kadin Hindistan'da anladigim kadariyla pek esit degil. Baslik parasi kavrami son derece yaygin. Oyle ki, benim ulasimdan sorumlu devlet bakanim gelicek sene evlenicekmis. Niye gelicek sene diye sordum. Once bu sene kiz kardeslerini evlendirip para kazanicakmis. Cok cin gibi kendisi masallah.

Konu dagildi, kaleye ben U donusu yapiyim. Sagimda arkamda gorunen dehlizler umumi kasap ve piknik yeri. Gozumun onunde catir catir iki keci, bir horoz gitti. Insanlarda hemen bu mezbaha ortaminin yaninda piknik yapiyorlardi. Daha oncede yazdigim gibi, bu adamlarin pek hijyen kavramlari gelismemis. Iyi ki annem yanimda degil. Onun gibi ordinaryus hijyenler adim atamaz bu memlekette.

Annem deyince aklima geldi. Frankfurt'tan ucagim kalkti, Hyderabad'a dogru giderken Ankara'nin uzerinden gecti. O an "ah bir aksilik olsa da insek su Esenboga'ya" diye gecirdim aklimdan. Amerika'dayken yogun is temposundan herhalde, farketmemisim ne kadar ozledigimi ulkemi, ailemi, arkadaslarimi. Bir kac bin feet ustlerinden gecerken farkettim. Neyse projem bitsin Kasim'da Cennet Vatan'dayim. Posted by Picasa

Hyderabad - Seven Tombs

Resimde gozuken yer, Abdullah Kutb Sah'in aile mezarligi. Buyuklu kucuklu yedi tane bina yaptirmis resimdekinin benzeri. Disardan bakinca mimari yapilari enteresan aslinda. Son derece detayli islenmis duvarlar. Ozellikle insan elinin ulasamadigi yuksek kesimlerindeki iscilik gorulmege deger.

Bundan 400 sene kadar once eminim cok gosterisli, satafatli yapilarmis, ama simdi essek baglasan durmaz. Her yer kokulu ve pislik icinde bu muzede.

Resimdeki elemanlara gelince, kendilerini tanimiyorum. Benim ulasimdan sorumlu devlet bakanina fotograf cekmeyi ogretirken, bu cektigi besinci pozdu, bir anda ortaya ciktilar. Once korktum, sonra hepsi benimle tokalasmak icin siraya girdi. Meger dertleri benimle fotograf cektirmekmis. Kameranin kucuk ekraninda kendilerini gorunce cok mutlu oldular.

Bu resim cektirme fenomenini ilk kez Jim Rogers'in Adventure Capitalist adli kitabinda okumustum. Adam Guney Afrika'da ic savastan dolayi kanin govdeyi goturdugu bir ulkede, ismini hatirlamiyorum suanda, yolunu kesen askerlerin poloroid fotograflarini cekiyor. Askerler o kadar mutlu oluyorlar ki, Jim icin ozel konvoy olusturup savas alanindan cikariyorlar. Kitap cok enteresandi. Tavisye ederim herkese.

Dipin notu: Kilo almadim son uc gunde. Gobegimde surekli bel cantami tasiyorum, o sisko gosteriyor. Yoksa tig gibiyim..:) Posted by Picasa

Hyderabad - Downtown

Istanbul trafigine sukrettiren Hyderabad trafigini goruyorsunuz. Resim aslinda trafigi olusturan temel alti ogeden ucunu iceriyor.

Yapma gulun hemen uzerinde karsi yonden gelen sari renkli cihaz, buranin taksilerinden. Sofor dahil icinde sekiz kisiyi barindirdigini gordum. Onun hemen saginda motorsiklet cambazlarimiz var. Benim ulasimimdan sorumlu devlet bakanimin, a.k.a. soforum, dedigine gore her gun 10-15 kisi sirf bu sehirde obur dunyaya gidiyormus.

Kucuk carpisan arabalarin, antika otobuslerin disinda, resimde gozukmeyen ilk grup yayalar. Kaldirim diye bir kavram olmadigi icin memlekette, olsa bile vatandas tuvalet ihtiyacini gidermek disinda kullanmadigi icin, yayalarda yolda yuruyebiliyor. Yanlis okumadiniz, sabah yaptigim yuruyus sirasinda iki kisiyi gordum, yolda gayet rahat cisi geldigi icin kaldirimda mola veren.

Ikinci grup bisikletliler. Normalinde bizim Remond'da da var bisikletle ise gidip gelen tipler. Ama suana kadar hic bisikletle insaat demiri tasindigina sahit olmamistim, bugun oldum. :) Gelelim ucuncu gruba, inekler. Bu hayvanlar kutsal sayildigi icin, yollarin hakimi durumundalar. Onlar sabah turlarini yaparken tum trafik duruyor. Bir iki resim cektim ama olayin kara mizahlik boyutunu fazla yansitmadiklari icin koymadim. Eminim onumuzdeki gunlerde daha cok karsima cikarlar.

Resimlerin yaninda video'larda cekiyorum surekli, yeni 1GB'lik CF kartimla. Ama en kucuklerinin bile boyutlari 100MB oldugu icin henuz video blogging alemine giremedik. Fazla kaliteden odun vermeden nasil video dosyalarini kuculturum? Fikri olan arkadaslarim, Comment'lere yazarsaniz sevirim. Posted by Picasa

Hyderabad - Sheraton Lobby

Bu mesaji ikinci kez yazmak durumunda kaliyorum, cunku sevgili otelimin gunluk $10'a kiraladigi internet hatlari arada sirada gocuyor.

Resmi benim otelin lobisinde cektirdim. Yanim daki hatunun Executive Guests Manager gibisinden bir pozisyonu var. Ama aslinda yaptigi, kapi da durup, gelene gecene gulumseyip merhaba demekten ibaret. Hem giysileri cok orjinal geldi, hem de hatun hos olunca, gel seninle fotograf cektirelim dedim. Bayila bayila geldi, sonucta yanda. :)

Isin komik tarafi, hemen mail adresini verdi, fotografi gondermem icin. Sanirim Hindistan'da hatun tavlamak icin bir adet dijital kamera yeterli. :)

Hazir otelden yazmaya baslamisken surdureyim. Gece yari uyur, yari uyanik vaziyette geldigimden, otel ne kadar buyuk, ne kadar kucuk hic farketmedim. Ama asansore bindigimde bir gariplik vardi. Numaralar 11, 12, 13, 14, 15, LL diye gidiyordu. Ne otel ama dedim icimden, ilk on katini ozel musterilerine balo salonlarina ayirmislar herhalde diye dusundum. 12. kattan sehri gormek hos olucak diye hayaller kurarken, gercek gun isiyinca ortaya cikti. Meger benim geceligine $160 bayildigim sozum ona bes yildizli Sheraton topu topu bes katliymis. :)

Oda manzarama gelince direk, cok katli gecekondulara bakiyor. Odam azicik kokulu, ozellikle klima calisinca farkediyorum. Mobilyalar, yatak ortuleri lekeli ve kirli gozukuyor. Ama bu memleketin her yani kirli oldugundan ortalamaya gore temiz sayilir.

Aksamin bir baska ilginc olayiysa, bavulumun odama tesrif etmesiydi. Gorebildiklerimi saydim
dort kisi ugrasti, bavulumu arabadan alip, odama getirmek icin. Birisi arabanin bagajindan indirdi, oteki 5 metre yurutup lobiye goturdu, takim elbiseli biri gelip kaybolmasin diye tag yapistirdi, daha once hic gormedigim sonuncusuda odama getirdi.

Sanirim Hidistan'da hersey bu tip "Assembly Line Manufacturing"e yonelik. Nufus bol olunca, 1.1 milyar kadar, Amerika'da bir kisinin yaptigi isi, burda on kisi yapiyor. Ornegin benzer bir olay, sabah kahvalti icin indigim otel restoraninda yasadim. Toplamda dort garson bana servis yapti, self-servis acik bufe olan restoranda. Ac parantez, yemekler guzel ve lezzetliydi. Suana kadar bagirsaklarimi bozmadigina gore, zehirlenmedimde. :) Kapa parantez. Posted by Picasa

Seattle @ Air

Selamlar,
Resimli blog'uma artik mini yazilarda eklemeye karar verdim. Malum vakit bol suaralar. Buyuk olasilikla onumuzdeki uc hafta da bol olucak. Niye derseniz, suanda Hindiler diyari Hindistan'dayim.. Sonra gelicez Hindi maceralarima. Once yolculuktan ve resimden bahsedeyim..

Resmi, Seattle'dan kalktiktan hemen sonra cektim. Gorunen dag, zamaninda patlayip catlayan, simdi buzullarla kapli Mt. Rainer. Seattle'da ne zaman Guneydogu'ya baksaniz karsiniza bu gorkemli dag cikar. Bakmayin oyle sakin sakin durduguna, tepesini feth etmesi hic kolay degil. Her sene 5-10 kisi telef olur yollarinda.

Gelelim resmi cektigim ucaga ve konforuna. Corporate America sag olsun, eger ucusunuz 7 saatin uzerindeyse, business class ucma keyfi sunuyor. Bir koltuklar var, anlatmakla olmaz, gostermek lazim. Oyuzden tiklayin lutfen. Aleti cozunceye kadar yarim saat harcadim.

Amerika'dan bizim Hindilerin baskentine direk ucus yok. Oyuzden yolda Frankfurt'ta ucak degistirdim. Lufthansa'nin koltuklari daha bir alengirliydi. Arti yemekleri harikaydi dogrusu. Amerikan usulu bol kepce degilde, Fransiz usulu tuval gibi tabaklarda geldi. Gerci benim istedigim yemek her seferinde kalmamisti ama olsun, yemis kadar oldum..

Donerken bu teknoloji harikasi koltuklarin fotograflarinida cekicem. Icinizde merak edenler olabilir, bu konforun fiyatini, $3500'cik. Normalinde ayni ucagin balik istifi bolumunde ucsaydim, $1500 vericektim. Ama Microsoft sag olsun..:)

Boylece ilk yazili blogumun son noktasina geldik. Posted by Picasa

Sunday, July 16, 2006

Kingston - Ferry Parking

 Posted by Picasa

Kite Blast @ St. Helen

 Posted by Picasa

Ultimate Destruction @ St. Helen

 Posted by Picasa

St. Helen Road

 Posted by Picasa

Vancouver - Science World

 Posted by Picasa

Vancouver - Capilano Suspension Bridge

 Posted by Picasa

Vancouver - HMV

 Posted by Picasa

Vancouver - Lion's Gate Bridge

 Posted by Picasa

Sunday, July 09, 2006

Bellevue Bay

 Posted by Picasa

Wednesday, July 05, 2006

Bambridge Island

 Posted by Picasa

Sunday, July 02, 2006

Lake Washington

 Posted by Picasa